Cinsellik bedensel, psikolojik, sosyal koşullardan etkilenen, duygusal, düşünsel ve yerleşmiş inançlarımızın olduğu bir alandır. Bazı yanlış inançlar, bedensel ve psikolojik özelliklerimiz ya da ikili ilişkilerin etkileşimlerinin sonucunda cinsel sorun ve bozuklukların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.
Günümüzde cinsel işlev bozuklukları oldukça yaygın görülmektedir. Kadınların %43'ü ve erkeklerin de %31'inin yaşamları boyunca en az bir kez cinsel işlev bozukluğu yaşamaktadırlar. Cinsel işlev bozuklukları, kültürel ve toplumsal etkenlere göre değişebilmektedir. Ülkemizde ise kadınlarda vajinismus, istek bozuklukları ve orgazm güçlükleri; erkeklerde ise erken boşalma, istek ve boşalma bozuklukları daha sık görülmektedir.
Doyurucu bir cinsel yaşam sağlıklı ve doğal ve her erişkinin hakkıdır. Cinsel terapinin amacı, insanların tatmin edici bir cinsel ilişki ve zevkli bir cinsel yaşam için fiziksel ve duygusal zorlukları aşmalarına yardımcı olabilmektir. Cinsel tedaviler ve psikoterapi oturumları muayenehane veya hastanelerde yapılır. Cinsel terapi bir tür bilişsel davranışçı tedavidir ve bu konuda eğitim almış, deneyimli psikiyatrist ve psikologlar tarafından uygulanmalıdır. Cinsel terapi, diğer psikoterapiler gibi sadece konuşarak yapılır. Cinsel terapiler aslında bir öğrenme biçimi olup, kişiye temel olarak mahrem ve güvenli bir öğrenme ortamında kendisini, kimliğini, bedenini ve ilişkisini keşfetmesi sağlanmaya çalışılır. Cinsel terapide başarı oranı genellikle yüksektir ve ortalama 2-4 ay ve 6-10 seans sonrasında kalıcı çözüm sağlar.
Cinsel Terapi ile tedavi edilen durumlar; istek/arzu eksikliği, orgazm olmada zorluk, seks sırasında ağrı ve ilişkiye girememe (vajinusmus), ereksiyon elde etmede veya sürdürmede zorluk (erektil disfonksiyon), erken boşalma (prematür ejekülasyon) veya diğer boşalma sorunları sayılabilir.