822
Her yıl 10 Ekim’de Dünya Ruh Sağlığı Günü kutlanmaktadır. Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu, her yıl farklı bir tema seçerek bütün dünyada bu temaya ilişkin farkındalığı artıran çalışmalar yürütülmesini önermektedir. Bu yılın teması ise “Eşitliksiz Bir Dünyada Ruh Sağlığı” olarak belirlenmiştir.
Dünya genelinde yaklaşık bir milyar kişide ruhsal rahatsızlıklar gözlenmektedir. Bu sorunlar yaş, din, dil, ırk, cinsiyet, yer ve zaman ayrımı olmaksızın herkeste ve herhangi bir zamanda ortaya çıkabilmektedir. Ancak hem bireysel hem de toplumsal ölçekte ruhsal rahatsızlıkların tedavisi, fiziksel hastalıklar kadar önemsenmemekte ve tedavi arayışı çok daha sınırlı düzeylerde kalmaktadır. Halbuki tedavi edilmedikleri zaman ruhsal rahatsızlıklar da fiziksel rahatsızlıklar kadar olumsuz etkilemekte ve hayat kalitesini düşürmektedir.
Örneğin depresyon, dünya çapında engelliliğe neden olan hastalıkların başında gelerek küresel bazda toplam hastalık yükünün önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Tüm dünyada yetişkinlerin %5'inin depresyondan muzdarip olduğu tahmin edilmektedir. Diğer yandan genç nüfusun yedide biri ruhsal bir hastalık yaşamaktadır ancak ortalama 14 yaşında başlayan bu hastalıklar zamanında tespit ve tedavi edilememektedir. Bunun sonucunda intihar tüm dünyada görülen her yüz ölümden birinin sebebi olurken, özellikle 15-29 yaş arası gençlerin dördüncü ölüm nedeni olarak öne çıkmaktadır. Tüm bu veriler, dünyanın her yanında ruhsal hastalıkların tedavisine erişimin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.
Ruhsal hastalığı olan birçok kişi hak ettiği tedaviyi alamamak bir yana, aileleri ve bakıcılarıyla birlikte damgalanma ve ayrımcılığa maruz kalmaya devam etmektedir. Ruh sağlığı bozuk olan kişilerin yaşadıkları damgalama ve ayrımcılık, sadece bu kişinin beden ve ruh sağlığını değil onların eğitim olanaklarını, mevcut ve gelecekteki kazançlarını ve iş beklentilerini, ailelerini ve sevdiklerini de etkilemektedir.
Maalesef ruhsal sağlık hizmetine 'sahip olanlar' ve 'sahip olmayanlar' arasındaki uçurum daha da büyümektedir. Özellikle COVID 19 pandemisi, eşitsizliğin sağlık sonuçları üzerindeki etkilerini daha da vurgulamıştır. Birçok ülkede alınan kısıtlama önlemleri, ruhsal tedavi gören hastaların tedavi süreçlerinde aksamalarına ve hatta tedavilerin sağladığı kazanımların yitirilmesine neden olmuştur.
Ancak pandemi her yaştan insanı enfeksiyon ve hastalık yoluyla doğrudan etkilemenin yanı sıra; bir yakının ölümü nedeniyle yasa neden olarak, iş kayıpları ve devam eden iş güvencesizliği ile ekonomik açıdan ve sosyal izolasyona yol açabilecek fiziksel mesafe ile birçok yönden dolaylı şekilde etkilemiştir. Ne yazık ki pandeminin yarattığı bu olumsuzluklar bir süre daha tüm dünyayı etkilemeye devam edecek gibi gözükmektedir.
Tüm bu nedenlerden dolayı herkesin eşit şekilde ruh sağlığı hizmetlerine ulaşabilmesi için yapılabilecekler kilit önem taşımaktadır. Örneğin ciddi ruhsal bozukluğu olan kişilerin düzenli sağlık kontrolleri hastalıklara bağlı erken ölümleri önleyebilir. Genel sağlık çalışanları, ruhsal sağlık durumlarının teşhis ve tedavisi için eğitilebilir. Otizm ve demans gibi hastalıkları olan kişilerin bakıcılarına uygun eğitimler verilmesi bu kişilerin yaşam kalitelerini büyük ölçüde iyileştirilebilecektir.
Daha geniş bir perspektiften bakıldığında ise ruh sağlığı sorunlarıyla yaşayan insanların hakları; ruh sağlığı mevzuatı ve politikası, uygun maliyetli, kaliteli ve toplum temelli ruh sağlığı hizmetlerinin geliştirilmesi ve yaşanmış deneyime sahip kişilerin katılımı yoluyla korunabilir ve geliştirilebilir.
Eşitsizliklerin giderildiği ve herkesin Eşit Ruh Sağlığı Hizmeti alabildiği bir Dünya'da yaşamak dileğiyle. Dünya Ruh Sağlığı Günümüz kutlu olsun.