4244
Yaygın Anksiyete Bozukluğu; ortada bir neden yokken ya da neden olsa dahi “sürekli, aşırı ve durumla uygun olmayan bir endişe durumu” ile karakterize edilmektedir. Çoğu durumda hem kendisi hem de yakınları, kişinin endişesinin aşırı olduğunun farkındadır, ancak kişi bu endişesini denetleyemez ve kendini sakinleştiremez. Bu kişiler her durumda olası en kötü sonucu düşünürler, bu nedenle de çevrelerinde “aşırı evhamlı” olarak tanınırlar. Sıklıkla “kötü ihtimalleri düşünmek/endişelenmek ilerdeki sorunlarla baş etmede yardımcı olur, hep hazırlıklı olmamı sağlar” veya “eğer endişelenmezsem kötü şeyler olur” gibi endişesi hakkında olumlu pekiştirici düşüncelere sahiptirler. Hastalarda ortaya çıkan aşırı endişenin sebebi genellikle sağlık, aile, para ya da iş gibi konulardır.
Aşırı endişeyle birlikte huzursuzluk, gerginlik, köşeye sıkışmış hissetme, tahammülsüzlük, kolay yorulma, konsantrasyon güçlüğü, kafa karışıklığı, irritabilite (kolay sinirlenme), gerginlik, tahammülsüzlük, sürekli sinirlilik hali, kas gerginliğinin yanı sıra uykuya dalamama, gece sık uyanma, içi yanarak uyanma gibi uyku bozukluğu yakınmaları görülür. Hatta fiziksel belirtiler hastalık ilerledikçe daha da belirginleşir; sürekli yorgunluk hissi, baş ağrısı, özellikle baş ve boyun bölgelerinde olan yaygın kas ağrıları, kas seğirmesi, ellerde veya vücutta titreme, yutma güçlüğü, bulantı, sersemlik hissi, terleme, sıcak basması gibi. Genellikle bu fiziksel belirtiler hastaların diğer doktorları dolaşmasına ve tedavi için geç kalmalarına (tedaviye geç başlamalarına) neden olmaktadır.
Her 20 kişiden 1’i hayatında en az bir kere Yaygın Anksiyete Bozukluğu yaşamaktadır. Genelde çocukluk ve genç erişkinlik dönemlerinde başlayan hastalık yaş ilerledikçe artış gösterir. Çevresel stresler hastalığın ortaya çıkmasında ve alevlenmesinde çok önemli bir faktördür. Diğer yandan, hastalığın oluşmasında sadece çevresel etkenler değil, kalıtsal özellikler ve kişilik özelliklerinin de etkili olduğu bilinmektedir.
Tanı konulabilmesi için diğer tıbbi durumların ve beslenme tarzının değerlendirilerek sebep olmadıklarının saptanmasıyla, bu aşırı kaygı halinin en az altı ay boyunca hemen her gün ve gün boyunca sürmesi önemlidir. Yaygın Anksiyete Bozukluğu tedavi edilebilen bir ruhsal hastalıktır. Psikoterapi ya da ilaç tedavilerinin yalnız başına ya da birlikte uygulanmasının etkin olduğu kanıtlanmıştır. Kişiye hangi tür tedavinin uygun olabileceğine doktoruyla birlikte karar vermesi yerinde olacaktır. Tedavide kullanılan ilaçların ciddi yan etkileri ve bağımlılık riskleri yoktur. Yaygın Anksiyete Bozukluğunda kaygı gidermeye yönelik, kısa süreliğine kullanılan benzodiyazepin grubu ilaçlar yeşil reçeteyle verilmektedir. Bu grup ilaçlar da doktorun önerdiği dozlarda ve sürede kullanıldığında etkili ve güvenlidir. İlaç tedavisi belirtiler tamamen düzelene kadar sürmelidir. Diğer yandan, tam düzelme sağlandıktan sonra da tedaviye en az 1 yıl daha devam edilmesi önerilmektedir.