1423
"Narsizm" kavramı, günümüz dünyasında sıklıkla karşımıza çıkan ancak çok katmanlı yapısı nedeniyle genellikle olumsuz algılanan bir terimdir. Kişinin kendine olan sağlıklı güveni ve özsaygısı ile karıştırılabilen narsisizm, patolojik boyutlara ulaştığında hem bireyin kendisi hem de çevresindekiler için zorlayıcı durumlar yaratabilir.
Peki narsizm nedir?
Narsizm, kişinin istek ve ihtiyaçlarını karşılama biçimini şekillendiren ve başkalarıyla etkileşimlerinde belirginleşen bir olgudur. Aslında hepimiz sağlıklı ya da patolojik, örtük ya da ağır yani farklı düzeylerde mutlaka bir tür narsisizme sahibiz.
Narsizmin Tanımı ve Boyutları: Sağlıklıdan Patolojiye
Sağlıklı narsizm, bireyin kendi değerinin farkında olduğu, başarılarından keyif aldığı ve potansiyelini gerçekleştirmek için motive olduğu bir durumu ifade eder. Kernberg'e göre sağlıklı narsisizm: entegre olmuş, güçlü ve tutarlı bir benlik deneyimi ile benlik değeri, benlik saygısı ve yaşam tatmininin kaynağıdır. Sağlıklı narsizmi olan birey kendini tanır, olduğu halinden memnundur, yeteneklerini kabul eder ve kendine güvenir. Yakın ve sürdürülebilir ilişkiler kurabilir, ihtiyaçlarını karşılıklı etkileşim içinde tatmin edebilir ve iradesini kullanarak anlam yaratıcı eylemlerde bulunabilir.
Diğer yandan sağlıklı olmayan yani patolojik narsisizm ise kişinin benlik algısının gerçeklikten koptuğu, başkalarının hak ve duygularını göz ardı ettiği ve ilişkileri manipüle ettiği daha işlevsiz bir kişilik ve davranış özellikleri bütünüdür. İnsanın kendine güven duyma, görülme, onaylanma gibi en temel ihtiyaçlarıyla ilgili birçok sorun narsisizm ile ilişkilidir.
Narsistik Kişilik Bozukluğu (NKB):
Patolojik narsisizm düzeyleri, en hafifi narsistik ego savunmalarından başlayarak narsistik stil ve narsistik kişilik bozukluğu olarak sıralanabilir.
Narsistik Kişilik Bozukluğu (NKB) patolojik narsisizmin klinik olarak tanı sistemlerinde tanımlanmış halidir. Toplumda görülme sıklığı yaklaşık %1-5 civarındadır. Oranın düşük seviyesi tedaviye başvurularının az olması ile ilgilidir, çünkü narsistler genellikle sorunları kendilerinde değil başkalarında gördükleri için tedaviye veya terapiye gerek duymazlar.
DSM-5'e göre Narsistik Kişilik Bozukluğunun temel özellikleri şunlardır:
Patolojik narsist kişiler genel kanının aksine derin bir özgüvensizlik, yetersizlik, değersizlik hissi ve aşağılık duygusu taşırlar çünkü ego fonksiyonları yetersizdir. Bu da sadece dürtü ve duyguları kontrol edememesine, zaman zaman gerçeklik algısında ve muhakeme yapmada bozulmalara neden olur. Kendi yarattığı büyüklenmeci sahte benlik, kişinin hedonist, dürtüsel, egosantrik ve tümgüçlülük yanılsamasına neden olur.
Narsistik birey her şeyi hak ettiğini düşünür, hiçbir bedel ödemeden sadece “var olduğu” için her şeye layık olduğuna inanır. Bu durumun her zaman tatminsizlik ve huzursuzluğa yol açarak onu hep “alacaklı” yaptığını göremez. Yaşamı hayal kırıklığı, engellenmişlik, öfke ve tatminsizlikle geçer. İstekleri karşılanmadığında, pasif agresyon, agresyon veya zorbalıkla olmayanı oldurmaya çalışır ve genellikle ötekine bedel ödetir.
Diğer yandan patolojik narsist bir kişi, yetişkin dünyasında kendini çocuk gibi hisseder ve sürekli tedirgin ve tetiktedir. Kaygı gibi bir çok duygusu ile baş edebilmek için onları bastırır ve yok sayar. Bu durum onun soğuk, donuk ve empatiden uzak olması şeklinde gözlenir. Genelde utanç, haset gibi olumsuz duyguları daha rahat tanımlayabilir.
Etrafındaki kişilerin eleştirisi veya kayıtsız davranması onun için tehdittir. Genelde performans kaygısı yaşar. Benlik değerini dışsal unsurlar üzerinden belirler (güzellik, para, zeka) ve kendisinden daha fazla ilgi çekene karşı kıskançlık veya haset duyar. Sürekli etrafındakilerin kendine verdiği tepkiyi kontrol eder. Onay bağımlısıdır, başkalarının bakışını ve beğenisini kovalar. Onun için önemli olan şey onayı veren kişi değil, alacağı onaydır.
Narsistik birey, mesleki açıdan da her başarıyı hak ettiğine inandığı için çalışmak ve emek vermek yerine, sorumluluklarını başkalarına yıkmaya çalışır. Genelde tembeldir, dolayısıyla öğrenmeden ve gelişimden uzak kalır, ancak başarısızlığının sebebi her zaman başkalarıdır.
Patolojik Narsizmin Farklı Formları
Patolojik narsizmin son dönemlerde kabul gören daha ağır formları şu şekilde tanımlanmaktadır:
daha ağır psikopati ile birlikte paranoid eğilimlerin eşlik ettiği NKB durumuna “habis (malignant) narsisizm”,
daha ağır psikopati ile birlikte makyavelist eğilimlerin olduğu NKB “karanlık üçlü (dark triad)”,
daha ağır psikopati ile birlikte makyavelist eğilimlerin yanı sıra sadizmin olduğu NKB “karanlık dörtlü (dark tetrad)” olarak adlandırılmaktadır.
Patolojik narsizmin de iki farklı görünümü vardır; büyüklenmeci narsizm ve örtük narsizm
Büyüklenmeci ve Örtük Narsisizm
Büyüklenmeci Narsisizm: Daha dışa dönük, baskın ve kendine güvenli görünen tiptir. Bu kişinin etrafında sürekli kendine hayran olacak insanların olması ve onun da kendini gözler önüne sermesi gerekmektedir. Eğer yeterli övgü, takdir veya alkış alamazsa oradan uzaklaşır başka övgü veya takdir alabileceği kişilere veya ilişkilere yönelir. Hep ön planda olan, kazanan olan olmayı ister. Büyüklenmeci bir narsist, sarsıcı deneyimler yaşarsa örtük narsiste dönüşebilir.
Örtük Narsisizm: Genellikle içe dönük, çekingen, pasif agresif, yakınmacı, kendine acıyan ve mağdur/kurban rollerini alır. Ancak büyüklenmeci narsiste göre çok daha sinsi ve yıkıcıdır. Genellikle tembel, dağınık ve eylemsizdir, bilgisi sığdır. İstediklerini almaktan ümidi kesince hayattan çekilir, şikayet etme ve haset döngüsüne girer, kendine acır ve başkalarını suçlar. Herhangi bir sorun varsa sorumlu asla kendisi değil hep başkaları suçlu ve sorumludur. Genellikle ilişkilerde yakınmacı ve suçlayıcıdır. Kazanmayı değil, ötekinin kaybetmesini hedefler.
Narsisizmle İlişkiler ve Başa Çıkmak
Narsistik özellikler taşıyan bireylerle ilişkiler genellikle zorlayıcıdır. Empati eksikliği, manipülasyon ve onay bağımlılığı karşılarındaki kişileri yıpratabilir. Narsistik bireyler, başkalarını genellikle kendi ihtiyaçlarını karşılamak için bir araç olarak görürler. Bir yandan da ilişkilerde sınır koyamama, hayır diyememe, erteleme, bağlanma sorunları, tutarsızlık ve güvensizlik yaşayabilirler. Genellikle sürdürülebilir ilişkiler kuramazlar.
Empati yoksunluğunun belirgin olması karşısındaki kişiyi çok zorlayıcı olabilir. Her şeyi kendilerine hak görme eğilimleri de karşısındaki kişinin beklenti ve ihtiyaçlarını hiçbir zaman görememelerine hep kendilerinin alan tarafta olmasına neden olur. Partnerine karşı duygusal manipülasyon, agresyon, pasif agresyon gibi davranışlar sergileyerek onları ciddi olarak yıpratabilirler. Narsist kişilerle kurulan ilişkilerin mağduru bireyler içe kapanabilir, izole olabilir, kırgınlık yaşayabilir, depresyon ve anksiyeteye yatkın hale gelebilirler.
Bir kişiye Narsistik Kişilik Bozukluğu tanısı koymak klinik değerlendirme gerektirir ve yetkili bir uzman tarafından yapılmalıdır. Bununla birlikte narsistik özelliklerin farkında olmak, ilişkilerdeki dinamikleri anlamak ve sağlıklı sınırlar koyabilmek bireylerin kendilerini korumalarına yardımcı olabilir.
Eğer kendinizde veya çevrenizdeki birinde narsistik eğilimler fark ediyorsanız ve bu durum yaşamınızı etkiliyorsa, bir psikiyatrist veya psikologdan profesyonel destek almanız önemlidir. Terapi, hem narsistik özellikler taşıyan bireylerin iç dünyalarını anlamalarına ve daha sağlıklı başa çıkma mekanizmaları geliştirmelerine yardımcı olabilir (eğer tedaviye motive olurlarsa), hem de narsistik bir ilişki içinde olan kişilerin bu zorluklarla başa çıkmalarına destek sağlayabilir.